Antalya Travesti – Lara Plajı’nda
Saat 03:12. Lara Plajı’nın ünlü beş yıldızlı otellerinin arkasındaki o uzun, tenha kum şeridi. Otellerin ışıklarının çoğu sönmüş, sadece birkaç balkondan sızan loş sarı ışıklar ve denizin fosforlu dalgaları var. Hava ılık, nemli; tenimde yapışkan bir ter tabakası oluşmuş. Üzerimde sadece parlak kırmızı, ince askılı bir saten slip-dress var – o kadar kısa ki yürürken kalçalarımın alt yarısı görünüyor. Altında hiçbir şey yok. Göğüslerim askıların arasından taşmış, meme uçlarım sertleşip kumaşı delercesine kabarmış. Rüzgâr estiğinde etek havalanmıyor bile; zaten o kadar kısa ki her adımda amımın dudakları geceye açılıyor.
Topuklu sandaletlerim kumda sessizce batıyor, her adımda kalçalarım hafifçe sallanıyor. Saçlarım açık, rüzgârda dalgalanıyor; dudaklarımda koyu bordo ruj, gözlerimde simli siyah far – tam bir avcı gibi görünüyorum ama aslında avlanmayı bekliyorum.
Uzakta bir gölge beliriyor. Yavaş, emin adımlarla yaklaşıyor. Yaklaştıkça detayları seçiyorum: atletik yapılı, 1.85-1.90 arası, siyah dar bir tişört, kolları dövmeli, kot pantolonun önü zaten kabarmış. Yüzü karanlıkta tam net değil ama gözlerindeki açlık her yerden belli.
Duruyor, yaklaşık üç metre ötede. Beni süzüyor. Bakışları bacaklarımdan yukarı tırmanıyor, kalçalarımda duraksıyor, sonra göğüslerime, en son dudaklarıma. “Bu saatte Lara’da ne işin var güzelim?” Sesi derin, hafif çatallı, sigara kokusu taşıyor. “Senin gibi birinin beni sikmesini bekliyorum,” diyorum doğrudan. Sesim alçak ama net. Gözlerimi kaçırmadan.
Bir an sessizlik. Sonra gülümsüyor, dişleri parlıyor. “Antalya Travesti olduğunu biliyorum.” “Biliyorsun ve hâlâ buradasın. O zaman boş konuşmayı bırak da gel.”
İki adımda yanımda. Eli doğrudan kalçama iniyor, parmakları eteğin altına kayıyor. Amımın ıslaklığını hissedince inliyor. “Sırılsıklamsın lan sen.” “Sabah beri düşünüyorum bunu,” diyorum. “Şimdi göster bakalım ne kadar istiyorsun.”
Diz çöküyorum. Kum dizlerimi yakıyor, ama o yanma bile zevk katıyor. Kotunun düğmesini açıyorum, fermuarı dişlerimle indiriyorum. Sikini çıkardığım anda nefesim kesiliyor. Kalın, uzun, damarları kabarmış, başı zaten ıslak ve parlak. Kokusu başımı döndürüyor: ter, tuz, hafif idrar kokusu karışmış erkeksi bir ağırlık.
Dilimi başından başlatıyorum. Yavaşça, daireler çizerek yalıyorum. Sonra dudaklarımı açıp yarısını ağzıma alıyorum. Boğazıma değdiğinde öğürme geliyor ama durmuyorum. Derinlere iniyorum, burnum kasıklarına değiyor. Tükürüğüm çenesine kadar süzülüyor. O da saçlarımı avuçlayıp kafamı sabitliyor. Ritmi sert, acımasız. Her girişte boğazım kasılıyor, gözlerim yaşarıyor, rimelim akıyor, yanaklarımdan siyah izler iniyor. “İyi orospusun,” diyor boğuk bir sesle. “Devam et, boğazına kadar al.”
Bir süre sonra beni ayağa kaldırıyor. Kollarının arasında küçücük hissediyorum. Beni kuma doğru yatırıyor, sırtüstü. Eteğimi yukarı sıyırıyor, bacaklarımı ayırıyor. Ay ışığında amım parlıyor, sularım kasıklarıma kadar akmış. Klitorisimi başparmağıyla ovuştururken diğer eliyle tişörtümü yukarı çekiyor, göğüslerimi ortaya çıkarıyor. Meme uçlarımı sertçe ısırıyor, dişleri tenimde iz bırakıyor. Acıdan inliyorum ama kalçalarımı ona doğru kaldırıyorum.
Sikinin başını girişime dayıyor. Yavaşça, işkence eder gibi gezdiriyor. “İstiyor musun?” diye soruyor alaycı bir sesle. “Lütfen… sok artık… dayanamıyorum…” Kelimeler ağzımdan inleme gibi çıkıyor.
Bir anda köküne kadar giriyor. Acıdan nefesim kesiliyor, ama aynı anda inanılmaz bir doluluk, sıcaklık, baskı… “Ohhh siktir… çok kalınsın…” diyorum titreyerek.
Hareket etmeye başlıyor. Yavaş ama derin. Her çıkışta neredeyse tamamen çıkıyor, sonra sertçe köküne kadar giriyor. Kalçalarım kuma gömülüyor, her vuruşta kum sırtıma yapışıyor. Bir eliyle boynumu sıkıyor, nefesimi kısıtlıyor. Diğer eliyle klitorisimi ovuşturuyor, hızlı, dairesel hareketlerle. Göğüslerimi tokatlıyor, meme uçlarımı çimdikliyor. Acı ve zevk birbirine karışıyor.
“Bağır lan,” diyor kulağıma eğilip. “Bırak otellerdekiler duysun ne kadar azgın bir travesti olduğunu.”
Bağırıyorum. Kontrolsüz, vahşi. “Daha sert… parçala beni… içime boşal… doldur amımı… ahhh siktirrr… evet evet evet!”
Hızlanıyor. Vuruşlar vahşileşiyor. Sikinin her santimi içimi eziyor, G-noktamı vuruyor. Orgazm dalgaları yaklaşıyor. Bacaklarım titriyor, tüm vücudum kasılıyor. Amımın kasları sikini öyle bir sıkıyor ki inlemeleri boğuklaşıyor.
Birden boynumu daha sert sıkıyor, gözlerim kararmaya başlıyor. Tam o anda orgazm beni paramparça ediyor. Bütün vücudum sarsılıyor, amımın içinden sular fışkırıyor, kuma damlıyor. O da aynı anda içime boşalıyor. Sıcak, yoğun, uzun süren bir akış. Spermleri içimde patlıyor gibi hissediyorum, taşacak kadar çok. Bacaklarımın arasından sızıp kalçalarıma, kuma yayılıyor.
Nefes nefese kalıyoruz. Sikini yavaşça çıkarıyor, hâlâ yarı sert. Bacaklarımın arasından akan karışım dizlerime kadar iniyor. Eteğim tamamen sıyrılmış, göğüslerim dışarıda, rujum dudağımdan çeneme, boynuma kadar yayılmış. Saçlarım kuma yapışmış, makyajım akmış.
Ayağa kalkıyorum. Dizlerim titriyor. Kum tenimde yapış yapış. Eteğimi aşağı çekmiyorum bile. Yürürken spermler bacaklarımdan aşağı akmaya devam ediyor, her adımda içimden biraz daha sızıyor.
Arkama dönüp bakıyorum. Hâlâ orada, sikini pantolonuna koymamış, bana bakıyor. Gözlerinde hâlâ açlık var.
“Adın ne?” diye soruyor.
Gülümsüyorum, sesim titrek. “Bu gece sadece senin orospun. Yeter.”
Gülüyor. “Tekrar gelir misin Lara’ya?”
Denize doğru yürüyorum. Soğuk su ayak bileklerime değdiğinde ürperiyorum. Arkama bakmadan cevap veriyorum: “Eğer bir dahaki sefere iki kişiyle, üç kişiyle gelmek istersen… haber ver. Lara plajı sınır tanımaz. Ben de tanımam.”
Denizin içine giriyorum. Dalga bacaklarımı yalıyor, içimdeki sıcaklığı yavaş yavaş yıkıyor. Ama o yanma, o açlık hâlâ içimde.
Sabah olduğunda plaj yine temizlenecek. Ama izler kalacak: Kumda diz izlerim, Taşlarda sırtımın morlukları, Ve havada asılı kalan çığlıklarım. devamı antalya travesti de
Yorumlar
Yorum Gönder