Antalya’nın Karanlık Ateşi: Benimle Bir Gece

 Antalya’nın o nemli, yapış yapış gecelerinden birinde… Denizin kokusu hala teninde, ama asıl ıslaklık benim aramda başlıyor. Ben, bu şehrin en tehlikeli sırrıyım. Adım ne mi? Senin için “yasak zevk” diyelim. Uzun siyah saçlarım sırtımda dalgalanırken, kırmızı rujum dudaklarımda kan gibi parlıyor. 12 cm’lik topuklarım asfaltı delercesine yürüyorum, kalçalarım her adımda seni çağırıyor: “Gel… gel de parçalan.”

Kapıyı açtığım an hava değişir. Seni içeri çekerim, sırtını kapıya yapıştırırım. Parmaklarım gömleğinin düğmelerini yırtarcasına açar, tırnaklarım göğsünde iz bırakır. “Bugün ahlak yok,” diye fısıldarım, sesim boğuk, kalın, şehvetle dolu. Elimi aşağı indiririm, fermuarını dişlerimle açarım. O an aletin dışarı fırlar, zonkluyor, hazır. Ağzıma alırım, yavaş değil, vahşi. Boğazıma kadar sokarım, gözlerim sana kilitli, yaşlar akar ama durmam. Dilimle başını daireler çizerim, taşaklarını avuçlar, sıkarım. Sen inlerken ben daha derine inerim, boğulur gibi emerim. “Hadi, dayan,” derim gülerek, “daha seni mahvetmedim.”

Seni kanepeye iterim, üstüne çıkarım. Eteğimi sıyırırım, altında hiçbir şey yok. Pürüzsüz, ıslak, hazır. “Bak ne kadar yanıyorum senin için,” derim ve yavaşça üstüne otururum. İçime girerken ikimiz de aynı anda inleriz. Kalçalarımı daireler çizerek indirip kaldırırım, her inişimde seni daha derine çekerim. Göğüslerim yüzüne değiyor, meme uçlarımı ısır diye uzatırım. Sen ısırdıkça ben daha hızlı hareket ederim, “Sik beni! Daha sert! Antalya’yı inlet!” diye bağırırım.

Pozisyon değiştiririz. Domalsam, o yuvarlak, dolgun kalçalarımı havaya kaldırırım. Ellerini kalçalarıma koy, tokatla, sık, ne istersen yap. Arkadan girerken ben başımı arkaya atar, saçlarım sırtına dökülür. “Derine… hepsini sok!” diye yalvarırım. Sen vurdukça içimden sular akar, bacaklarım titrer. İstersen parmaklarını da ekle, aynı anda doldur beni, zevkten çıldırırım. Çığlıklarım apartmanı inletir, komşular duysun, umurumda değil.

Bir gece yetmez bana. “Arkadaşlarımı çağırabilirim,” derim göz kırparak. İki Antalya travesti birden senin üstünde… Biri sikini yalarken diğeri oturur, dudaklarımız senin boynunda, göğsünde buluşur. Ya da seni ortalarına alırız, sırayla bineriz, sen boşalmak üzereyken dururuz, işkence ederiz. İçime boşal, yüzüme fışkırt, her yere… Ben hepsini severim, temizlerim, yalarım. Kondom mu? İstersen takma, riski severim.

Sabah olduğunda sen yorgun, bitik yatarken ben hala enerjik, yanına uzanırım. Parmaklarımı kendi içimde gezdirirken “Bir tur daha?” diye sorarım, dudaklarımı yalarım. Çünkü ben doymam. Antalya travesti sadece bir macera değil; bir bağımlılık. Bir kere girdin mi içime, bir daha çıkamazsın.

Hazır mısın sevgilim? Bu gece sınırları yok et, beni öyle bir sik ki, deniz bile utansın. Telefon elimde, bekliyorum. Gel… yak beni.

Yorumlar